İstanbul Ihlamur Kasrı
Günümüzdeki Beşiktaş-Yıldız-Nişantaşı arasındaki Ihlamur Vadisi, 18. Yüzyılda tersane eminlerinden Hacı Hüseyin Ağa'ya ait, ''Hacı Hüseyin Bağları'' olarak anılan, Fulya Deresi'nin aktığı yeşillik dolu bir mesire yeriydi. Padişah III. Selim dönemine kadar uzanan kasır hikâyesi, Batı mimarisiyle tanışan ilk Osmanlı padişahlarının izlerini taşıyor. Meşhur Fransız yazar Lamartine, gezip gördükten sonra, Ihlamur Vadisi’ni adeta bir İsviçre köyü gibi betimlemiş; doğanın ve sessizliğin hüküm sürdüğü bir cennet olarak aktarmıştı. 18. yüzyılda "Ihlamuraltı Mesiresi" olarak bilinen bölge, halkın dinlenme ve eğlence noktasıydı. Osmanlı’da mesire kültürü, sadece doğayla baş başa kalmak değil; sosyal statü, mimari estetik, ideolojik söylem ve hatta şehir planlamasının bir parçasıydı. Bu gelenek, hem halk hem de saray halkı için farklı şekillerde yaşanıyordu. “Çıkma” ya da “Nüzhet etme” olarak adlandırılan bu gezintiler, zamanla kültürel ve sosyal bir ri...