Kayıtlar

İstanbul Mecidiye Kasrı etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Osmanlı döneminde Mesire Kültürü

Resim
  Osmanlı'da mesire kültürü , sadece doğayla buluşma değil, aynı zamanda sosyal hayatın ritmini belirleyen bir yaşam biçimiydi. Özellikle İstanbul gibi büyük şehirlerde mesire alanları, toplumun farklı kesimlerini bir araya getiren, kültürel etkileşimi artıran ve sosyal bağları güçlendiren mekânlar haline geldi. Mesire alanları , halkın ve saray mensuplarının doğayla buluştuğu, dinlendiği ve sosyalleştiği yerlerdi. Özellikle Lale Devri 'nde Kağıthane, Göksu, Küçüksu gibi bölgeler mesire alanı olarak öne çıktı. Bu alanlar, saray mimarisiyle bütünleşerek köşk ve kasırlarla süslendi; doğa ile mimarinin uyumu gözetildi. Mesire yerleri, aynı zamanda edebiyat ve sanatın da konusu oldu; şairler ve ressamlar bu alanları eserlerine taşıdı. Ihlamur, Aynalıkavak , Küçüksu , Maslak , Beykoz Mecidiye Kasrı gibi yapılar hem mesire hem de mimari zarafetin örnekleridir. Bu yapılar, özellikle Balyan ailesi gibi mimarların elinde Batı etkileriyle şekillenmiş, rokoko ve barok süslemelerle...

İstanbul Beykoz Kasrı

Resim
Beykoz Mecidiye Kasrı; İstanbul’un Beykoz İlçesi’nin Yalıköy semtinde, Hünkâr İskelesi olarak adlandırılan bölgenin güneyinde yer alır. Boğaziçi’nin ilk kâgir ve yeni üslupta inşa edilmiş, mimari özellikleriyle sanat değeri olan muhteşem bir yapıdır. Denizden başlayarak, teraslar halinde yükselen mükemmel bir çevre düzenlemesinin tepe noktasında, ağaçlar arasında bulunmaktadır. 1838 yılında tahta geçen Sultan Abdülmecid, babası II. Mahmut gibi, kapalı bir mekân olan Topkapı Sarayı’nı sevmemişti. Sahil saraylarından hoşlanırdı. İstanbul Boğazı’nın şahane bir göl manzarasını seyredebilmek için Anadoluhisarı’ndaki Küçüksu Kasrı, Topkapı Sarayı’ndaki Mecidiye Köşkü’nü yaptırmıştır. Ayrıca, şahane bir Haliç manzarasına sahip Yavuz Sultan Selim Camii külliyesi içerisine de bir köşk yaptırmıştır. Yapımları biten Dolmabahçe ve Beylerbeyi Saraylarında oturmayı tercih etmiştir. Beşiktaş’ın arka semtinde bulunan Ihlamur Kasrı’nı ise bir av köşkü olarak düşünmüştür. Abdülmecid’in boğaz sevdası...