Kayıtlar

İnanç Merkezi Tarsus ve St. Paulus

Resim
Tarsus ve Aziz Paulus (St. Pavlus), hem Hristiyanlık tarihi hem de Anadolu'nun kültürel mirası açısından ayrılmaz bir bütündür. Tarsus, Hristiyanlığın kurucularından Aziz Pavlus’un doğduğu kent olarak da önem taşır. Hristiyanlığın yayılmasında Hz. İsa’dan sonraki en önemli figür kabul edilen Aziz Pavlus, M.S. 5-10 yılları arasında, Tarsuslu bir Yahudi ailesinin çocuğu olarak doğmuş, ancak aynı zamanda "Roma Vatandaşı" statüsüne sahip olmuştur. Bu çift kimliği, müjdeci (misyoner) olarak Roma İmparatorluğu içinde rahatça seyahat etmesini sağlamıştır. Tarsus o dönemde Atina ve İskenderiye ile yarışan bir felsefe ve bilim merkeziydi. Paulus burada iyi bir eğitim almış, daha sonra yerel bir zanaat olan çadırcılığı öğrenmiştir. Özetle Tarsus, Aziz Paulus'un entelektüel ve dini temellerinin atıldığı yer olması sebebiyle, Hristiyan teolojisinin doğduğu şehirlerden biri olarak kabul edilir. Vatikan tarafından 2008-2009 yıllarının "St. Paul Yılı" ilan edilmesiyl...

Tarsus Kleopatra Kapısı Hikayesi

Resim
  Tarsus'un kalbinde, modern binaların arasında tek başına ama tüm vakarıyla yükselen Kleopatra Kapısı, O taş kemer, aslında sadece bir geçit değil; tarihin en büyük aşk ve güç gösterilerinden birinin sessiz tanığıdır. Öyledir çünkü Tarsus denilince ilk akla gelenlerden biri Kleoptra kapısı olup, Mısır Kraliçesi Kleopatra ile Romalı General Antonius'un aşklarının bir sembolüdür. Yaklaşık 9000 yıllık bir geçmişi olan Tarsus, tarihi konumu ve coğrafyası ile Antik Kilikya’nın önemli bir stratejik kentiydi. Bunun en büyük nedeni doğal bir liman görevini gören Regma Gölü ve bu göl aracılığı ile Akdeniz’e olan bağlantısıydı. Ticari ve askeri yönden stratejik öneme sahip Regma Gölü sayesinde Tarsus tüm Akdeniz kentleri arasında en önde olanıydı. Bu özelliği nedeniyle Roma İmparatorluğu’nun da başkenti olacaktı. Sezar'ın ölümünden sonra, Roma İmparatorluğu’nun doğu kanadını yöneten General Marcus Antonius, Doğu Roma İmparatorluğu Başkentine yakışır bir Tarsus yaratmak istemiş ve ...

Tarsus Regma Gölü ve Karabucak Ormanı

Resim
TARSUS REGMA GÖLÜ HİKAYESİ Akdeniz’in kıyısında, devasa Toros Dağları’nın eteklerinde, adeta cennetten bir köşe olan efsanevi Tarsus Krallığı varmış. Bu krallığın öyle bir hazinesi varmış ki, adı Regma Gölü imiş. Ama bu bildiğiniz göllerden değilmiş; bir yanı denize açılan, bir yanı bereketli nehirlerle beslenen, devasa gemilerin sığındığı gümüş bir ayna gibiymiş. Günlerden bir gün, ufukta mor ipekten yelkenleri olan, kürekleri gümüşten, gövdesi altından bir gemi belirmiş. Geminin içinde dünya güzeli Mısır Kraliçesi Kleopatra varmış. Kleopatra, Regma Gölü’nün durgun sularından süzülerek kente girmiş. Onu kıyıda karşılayan Romalı General Antonius, bu ihtişam karşısında büyülenmiş. O gün Regma Gölü, tarihin en büyük aşklarından birine yataklık etmiş. Gölün kıyısındaki tersanelerde, Toroslardan getirilen koca sedir ağaçlarından dev gemiler yapılırmış. Tarsus o zamanlar dünyanın kalbinin attığı, "en büyük ve en ileri" yer olarak dilden dile dolaşırmış. Fakat her masalın bir zo...

Kilikya Başkenti Tarsus

Resim
  Kilikya Başkenti Tarsus Hikayesi 31 Temmuz 1960’ın o kavurucu Pazar sabahında, Tarsus Karabucak’taki okaliptüs kokulu fidanlıkta alışılmışın dışında bir heyecan vardı. Mehmet için mevsimlik işçiliğin ikinci ayı dolmuştu. Nasır tutmuş elleriyle çapa salladıkları o uzun günlerin karşılığını alma vakti gelmişti. Fidanlık muhasebesinden İvriz öğrencisi Mehmet adına tam 351 Lira ödeme yapıldı. Bu para, dökülen terin, güneşin altında geçen saatlerin ve toprağa verilen emeğin helal karşılığıydı. Mehmet, cebindeki paranın verdiği güvenle babasının yanına gitti. İzin koparmak zor olmadı; yan yana çalıştığı arkadaşı Salih ile birlikte kendilerini ödüllendireceklerdi. Hedefleri Tarsus’tu. Mehmet’in zihninde sadece bir şehre gitme isteği değil, İvriz İlköğretmen Okulu’ndaki tarih öğretmeni Hüseyin Seçmen’in derslerde anlattığı büyülü hikâyeler yankılanıyordu. Hüseyin Seçmen, Roma İmparatorluğu’nu anlatırken Kilikya’nın bu görkemli başkentinden öyle bir bahsederdi ki; Mehmet için Tarsus sadec...

Silifkeli Aya Tekla efsanesi

Resim
Bu paylaşım, sadece bir efsane anlatısı değil; aynı zamanda Silifke’nin çok katmanlı dini tarihini yansıtan bir parçadır. Pagan tapınaklarından Hristiyan kiliselerine dönüşüm, mucizevi aziz hikâyeleri ve mekânın kutsal kabul edilmesi, Anadolu’nun kültürel ve dini geçişlerini gözler önüne seriyor. Gökyüzünün mavisiyle toprağın kızılı arasında, Konya’nın taş sokaklarında bir genç kız vardı, Thekla . Henüz on yedi yaşındaydı ve kalbi, Tarsuslu St. Pavlus ’un sözleriyle ateş gibi yanmıştı. O sözler, göğün derinliklerinden gelen bir çağrı gibiydi: “Hakikat ışığına yürü.” Thekla, bu ışığı taşımak için yola çıktı. Yalvaç’ın rüzgârları arasında, paganların putlarla süslü meydanlarında sesini yükseltti. Ama her söz, taş gibi sert kulaklara çarpıyor; her adım, tehditlerle çevriliyordu. Paganların öfkesi, gök gürültüsü gibi üstüne çöktü. Bir gece, ay ışığıyla örtülü yolları izleyerek Silifke'ye kaçtı. Bu yolculukta, Göksu’nun serin nefesi ona rehber oldu. Dağların arasında bir mağara, taşla...

Mersin Silifke Akropolü-Kalesi

Resim
Silifke, hem kültürel mirası hem de doğal ekosistemleriyle Akdeniz’in önemli merkezlerinden biridir. Kale ve köprüler tarihsel sürekliliği temsil ederken, Göksu Deltası biyolojik çeşitliliği ve göç yolları üzerindeki stratejik konumuyla uluslararası öneme sahiptir. Silifke Akropolü-Kalesi 185 metre yüksekliyle, şehre hâkim bir noktada. Kartal yuvasını andıran konumuyla dikkat çekmektedir. Tarihsel katmanlarıyla bölgenin simgesidir. Roma ve Antik Yunanistan'da olduğu gibi, yükseklik ve kutsallık ön plana çıkmış kale yeri seçilirken. Athena Kanetis tapınağından başlayarak, tepe üzerindeki yapıların “tanrılara yakınlık” duygusu vermesi amaçlanmış, vermişti de. Yüksek şehir anlamına gelen akropollerin yerini yüksek tepelerdeki kaleler alıyordu Antik şehirlerde. Akropoller, düşmanlarına karşı savunma işlevinin dışında, yöneticilere özel bir ayrıcalık sağlıyordu. Tanrılara yakın olma ve tanrılaşma duygusu yaratıyordu dönemin kral ve sultanlarında. Tunç Çağı’ndan Osmanlı’ya uzanan bir...

Tarih ve Kültür Kenti Silifke

Resim
Bu anlatı, yalnızca bir gezi değil; suyun, taşın, türkünün ve halkın birleştiği bir destandır. Silifke, hem tarihin hem de folklorun sahnesinde, göğe yükselen bir şiir gibi durur. Silifke, hem kültürel mirası hem de doğal ekosistemleriyle Akdeniz’in önemli merkezlerinden biridir. Kale ve köprüler tarihsel sürekliliği temsil ederken, Göksu Deltası biyolojik çeşitliliği ve göç yolları üzerindeki stratejik konumuyla uluslararası öneme sahiptir. Göksu Nehri’nin kıyısında başlayan bu serüven, suyun akışında tarihin ve doğanın birleştiği bir ezgi gibidir. Nehir, Torosların kalbinden doğup Akdeniz’e kavuşurken, deltasıyla kuşların cennetini yaratır; flamingoların, pelikanların ve saz horozlarının kanat çırpışlarıyla gökyüzü bir şenlik alanına dönüşü Ufukta yükselen Silifke Kalesi, kartal yuvası gibi göğe uzanır. Yüzyılların sessiz bekçisi, taşlarının arasına gömülmüş hikâyeleriyle şehre hâkimdir. Roma Köprüsü’nün kemerleri, Vespasianus ’un ve Titus ’un adını taşırken, Göksu’nun sularına ya...