Kayıtlar

Pablo Picasso'nun köyü Mougins

Resim
  Cannes’ın o pırıltılı sahilinden ayrılıp tepelere doğru tırmandığınızda, zamanın yavaşladığı, çam kokularının havayı sardığı bir yer, bir haftalık konaklama yerimiz Mougins karşıladı bizi. Bu köyün hikayesi, sadece taştan evlerden değil, o evlerin duvarlarına sinmiş sanat ve lezzet tutkusundan oluşur.  Cannes Körfezi'nin, Lerins Adaları'nın, Grasse'ın ve çevredeki tepe köylerinin panoramik manzarasına hakim olan  Mougins’in o büyüleyici hikayesi. Mougins’in modern tarihindeki en güçlü karakter şüphesiz Pablo Picasso’dur. 1961 yılında, 80 yaşındayken Cannes’ın kalabalığından kaçıp buradaki Notre-Dame-de-Vie adlı malikaneye yerleşti. Hayatının son 12 yılını bu köyde, zeytin ağaçlarının gölgesinde geçirdi. Köylüler onu her sabah fırından taze ekmek alırken ya da dar sokaklarda dalgın dalgın yürürken görürlerdi. Picasso için Mougins, şöhretin gürültüsünden uzak, sadece yaratıcılığına odaklandığı huzurlu bir sığınaktı. Mougins’in hikayesi sadece tuvalle değil, mutfakla da y...

Festivaller Başkenti Cannes

Resim
  Film festivalleri, kumarhaneleri, plajları, deniz ürünleri, restoranları ve beş yıldızlı otelleri ile Cote D’Azur’un en ünlü kentidir Cannes. 1946 yılından bugüne değin yapılmakta olan Altın Palmiye ödüllerinin dağıtıldığı Cannes Film Festivali, rağbet gören festivallerden birini oluşturmaktadır. “Palais des Festivalse et des Congre’s” adlı binada yapılan festival nedeniyle, bölgeye giden turistler bu binayı görmeden geri dönmemektedirler. Her yıl mayıs ayında düzenlenen Uluslararası Cannes Film Festivali şehre canlılık katan, hatta şehrin ana gelirini oluşturan en önemli etkinlik olarak tanımlanıyor. Bu nedenle de Cannes’a festivaller şehri deniliyor. Hepsi Cannes film festivali kadar meşhur olmasa da yılın her ayı mutlaka uluslararası bir fuar ve etkinlik takvimi varmış. Cannes’ın önemli gelir kaynaklarından birinin festival turizmi olduğu söyleniyor. Cannes’ı dünya jet sosyetesinin vazgeçilmez mekânlarından biri yapan festivalin hikâyesi ise çok eskilere dayanıyor....

Mavi kıyıların başkenti Nice

Resim
Mavi Kıyıların Kalbindeki Nice Güneş, Akdeniz’in uçsuz bucaksız maviliği üzerinde yükselirken, Nice limanına yaklaşan bir teknenin güvertesinde olduğunuzu hayal edin. Burnunuza gelen iyot kokusu, sadece denizin değil, binlerce yıllık bir tarihin de habercisi olacaktır.  Habercinin hikayesi, aslında bugün başlamıyor. Habercinin hikayesini anlamak için, Mehmet Akıncı ile birlikte zamanda geriye, 3000 yıl   öncesindeki İzmir Foça'ya gidelim.  Anadolu’nun rüzgarlı kıyılarından, İzmir-Foça’dan yola çıkan cesur denizcilerle birlikteyiz. Dalgalarla boğuşarak bu körfeze ulaştığımızda atalarımız, buraya zafer tanrıçası Nike’nin adını verdiklerinde, bir gün bu kıyının dünyanın en prestijli noktası olacağını belki de tahmin etmemişlerdi. Bugün "Avenue des Phoceens" (Foçalılar Caddesi) tabelasının önünden geçerken, kendinizi evinizde hissetmeniz bu yüzdendir. Nice’in hamurunda bizden bir parça var çünkü. Nice, sadece bir tatil rotası değil; Foça’dan başlayıp Fransa’nın şıklığına uza...

Çukurova’nın Mavi Kalbi: Seyhan’ın Peşinde

Resim
Güneş, Adana’nın üzerine tüm sıcaklığıyla doğarken, kendimi Seyhan Nehri’nin kıyısında, tarihin ve doğanın kucaklaştığı o büyülü noktada buldum.  Saat kulesinin gölgesinden geçip Sinanpaşa Asma Köprüsü’ne doğru yürürken, ayaklarımın altındaki nehir sadece bir su kütlesi değil, koca bir coğrafyanın can damarı gibi akıyordu. Köprünün ortasında durup aşağıya baktığımda, Seyhan’ın 560 kilometrelik uzun yolculuğunu hayal ettim.  Maraş Elbistan havzasını kuşatan dağlardan kaynağını alan Ceyhan Nehri, büyük bir yarma vadi ile Kahramanmaraş düzlüğüne ulaşır ve Osmaniye yakınlarında Çukurova’ya girer. İskenderun Körfezi’nin batısında, Yumurtalık yakınlarında Akdeniz’e dökülür. Toroslar’ın sert kayalıklarından süzülüp Çukurova’nın bereketli topraklarına ulaştığında, o hırçın dağ suyu gitmiş, yerine şehre huzur veren dingin bir dev gelmişti. Köprüyü geçip Merkez Park’a adım attığımda bir an duraksadım. Burası bir yeryüzü cenneti gibiydi. Tertemiz yolları, bakımlı ağaçları ve nehrin ayn...

Adana'da Bir Gün

Resim
  Seyhan’ın Kıyısında Zaman Nisan 2012 sabahlarının kendine özgü serinliği vardı o gün. Mersin’den kalkan otobüs ağır ağır yol alırken, içimde tarif edilmez bir merak kıpırdanıyordu. Yol boyunca Torosların etekleri bana eşlik etti. Güneş yükselirken Çukurova ovası bütün bereketiyle ufukta uzanıyordu. Camdan bereket fışkıran ovaya bakarken zamanda geriye, Ağustos 1951'de mevsimlik işçi olarak çalıştığım Ceyhan pamuk tarlaları ile yerfıstığı hasadında yer aldığımız Osmaniye gittim. Kadim Osmaniye'de, 1954'te bu kez iş bulmak için Akıncı Ailesi gitmiştik. Karaçay ve ilkokul ikinci sınıfı okuduğum Cumhuriyet İlkokulu geçit yaptı gözlerimin önünden. Bir saat sonra otobüs, Adana’nın terminaline girdi. Şehre ilk adım attığımda hissettiğim şey; sıcaklık değildi sadece. Bu şehirde hayatın güçlü bir ritmi vardı. Dolmuşa binip merkeze doğru ilerlerken, geniş bulvarlar ve palmiye ağaçları arasından yükselen minareler dikkatimi çekti. Bir süre sonra görkemli siluetiyle Sabancı Me...