Kayıtlar

Antik Mersin Uray Caddesidir

Resim
Mersin1956… Saat 06,30'da aldığım simitlerimi satıp, eve döndüm, babam amele pazarına gitmişti iş bulabilir miyim? Diye. Anam hastanedeydi. Kahvaltımı yaptıktan sonra, sazdan yapılmış barakamızı elden geldiğince topladım. Komşu barakadaki Fatma Ninemi ziyaret ettikten sonra Mersin İl Halk Kütüphanesine gittim. İlkokul üçüncü sınıf öğrencisi olmuştum. Meraklı bir çocuk olarak, konakladığımız her il, ilçe ve köyleri tanımak istiyordum. Bulduğum kaynaklardan, Mersin'le ilgili olarak, yaklaşık 2 saat araştırma yaptıktan sonra, Mersin'in sosyo-ekonomik hayatının başlangıç yeri Uray Caddesi üzerinden, Aziz Antuan Katolik Kilisesi önündeki Alman İskelesi’ne uğradım. İskele üzerinden denizi ve Uray Caddesi ekseninde yapılanmış olan bölgeyi ve kiliseyi gözledim uzun süre. İnşa edildiğinde deniz kıyısında olan kilise, 1930’lu yıllarda denizin doldurulması çalışmaları sonucunda, şu an denizden 300 metre kadar içeride bulunmaktaydı. Eskiden Mersin limanına yanaşan gemilerin u...

Anılarımda Mersin Atatürk Parkı 2011

Resim
  Yedi bin yıllık güneş kenti Mersinlilerin hava koridorlarından biridir Atatürk Parkı.  2000 yılından itibaren; İsmet İnönü Bulvarı ile Akdeniz kıyısı arasında kalan bölüm, Mersin Büyükşehir Belediyesi'nce, yeniden yapılandırılmak üzere programa alındı. Avrupa Birliği fonlarından da yararlanılarak, Liman ile Amatör Balıkçılar derneği arasındaki alan, özel bir çevre düzenlemesiyle Atatürk Parkı adı altında Mersinlilerin hizmetine sunuldu. Gıpta edilecek, muhteşem bir çevre düzenlemesi yapılan Atatürk Parkı içinde; 2000 kişilik açık hava tiyatrosu, Türkiye’nin sayılı spor komplekslerinden biri ile Refah Şehitleri Anıtı düzenlendi. 2008 yılında da Kongre ve Sergi Sarayının kongre hizmete girdiğini görüyoruz. Parkta, muhteşem bir çevre düzenlemesiyle birlikte; kafeler, çay bahçeleri, açık ve kapalı oturma alanlarıyla, restoranlar da yerini aldı. Atatürk Parkında, 2002 den sonra, Taş heykellerin yer almaya başladığı görülür. Atatürk parkı, adeta, bir açık hava müzesine dönüştü...

Mersin (Halkevi) Kültür Merkezi

Resim
  Türkiye’nin en büyük Halkevi olma özelliğini gösteren Mersin Kültür Merkezi, Şubat 1944-Kasım 1946 yılları arasında Mersin Valiliği tarafından halkevi binası olarak yaptırılmış ve 1951 yılına kadar Mersin Halkevi olarak kullanılmıştı. Ülkemizde, 19 Şubat 1932’de açılmaya başlayan halkevleri, Atatürkçü düşüncenin ilkeleriyle bütünleşen Cumhuriyet’in modernleşme ideolojisinin, sosyal ve kültürel yönünü geliştirmek işlevini üstlenmişti. Önce 14 ilde, ardından Türkiye genelinde örgütlenerek çalışmalarına başlayan halkevleri, kuruldukları kentin tarihi ve kültüründe önemli bir yer edinmiştir 1951 yılında kapatılmalarından sonra, aynı işlevi sürdürmeseler bile, hiç olmazsa sahip oldukları binalar ve kültürel miraslarıyla günümüze kadar etkilerini devam ettirmişlerdi. 24 Şubat 1933 tarihinde çalışmalarına başlayan Mersin Halkevi, Mersin tarihi ve kültürünün gelişiminde önemli etkileri olmuştu. Halkevi anıtsal binası, TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası’nca yürütülen ''50. Yılda 50 ...

Balıkçı Köyünden evrilen MERSİN

Resim
  Doğu Akdeniz kıyısında önemli bir liman kenti olan Mersin, palmiye ağaçlarıyla gölgelenmiş sokakları, şehir parkı, modern otelleri, şehir yakınlarındaki kalıntıları ve sayısız plajıyla gezginlere her türlü aktiviteyi sunmaktadır. Ayrıca İçel, tarihte Tarsuslu Aziz Pavlus'un adıyla anılmasının yanı sıra Markos Antonius tarafından Kleopatra'ya evlilik hediyesi olarak verilen Kilikya adıyla da anılmaktadır. Tarsus ilk yüzyıl boyunca, Kilikya’nın en büyük tek kentidir. Ünlü gezgin Strabon, Tarsus’u Kilikya’nın ana kenti olarak tanımlar. Tarsus, bu durumunu ve ününü Roma İmparatorluğu’nun tüm dönemlerinde sürdürür. Bu dönemde Mersin, Akdeniz kıyısında limanı olmayan bir köydür. 1800’lerin başında bir balıkçı köyü olan Mersin, bir liman kenti olan Tarsus'a bağlı birer yerleşim birimiydi. M.S 5. yüzyılda Roma İmparatoru Justinianus, özellikle kış aylarında kentte su baskınına neden olduğu için Berdan Nehri’nin yatağını değiştirmiş, Tarsus Şelalesi oluşmuştu. Ne var ki ke...

Mersin'in Atası Yumuktepe

Resim
Arkeoloji dünyasında ayrı bir önemi bulunan Yumuktepe Höyüğü, Mersin Kent merkezinin yaklaşık 1 km kuzeyindeki Toroslar İlçesi’nin Demirtaş Mahallesi'nde yer almaktadır. Denizden 2,5 kilometre kuzeydeki Yumuktepe, muhtemelen birkaç bin yıl önce deniz kenarındaydı. Coğrafyacı Besim Darkot’un Yumuk Irmağı olarak adlandırdığı günümüzdeki Müftü Deresi, sürekli alüvyon taşıdığından, bir zamanlar höyüğün komşusu olan deniz bölümü alüvyonla dolmuş ve içeride kalmıştır. Bir söylenceye göre de Yumuktepe, Roma İmparatorluğunun ilk zamanlarında Zephyrium adlı bir limandı. Roma İmparatoru Hadrian zamanında adı Hadrianapolis olarak değiştirildi. Ne var ki, deniz kıyı çizgisinin güneye kayması ve 10 km kadar güney batıdaki Pompeiopolis’in deniz ticaretini ele geçirmesi, Yumuktepe’ye darbe vurdu. Liman olarak bütün önemini kaybetti. Ülkemizdeki bütün arkeolojik kazılarda olduğu gibi, Yumuktepe’deki kazılar da yabancılar tarafından gerçekleştirildi. 1936-1938 yılları arasında İngiliz arkeolog ...

Mersin Arkeoloji ve Etnografya Müzesi

Resim
  1800’lerin başında bir balıkçı köyü olan Mersin'in, 1961'de Uluslararası Mersin Limanı işletmeye açılınca, köylülükten modern bir kente dönüşmeye başladığını yazmıştım ''Mersin'le ilk tanışma'' paylaşımımda. Mersin Kültür Merkezi’nin doğu cephesindeki Arkeoloji ve Etnografya Müzesi'ni gezmeliydim. Böylece zamanda geriye doğru, 7 000 yıllık bir yolculuğa çıkabilecektim. Birçok medeniyete ev sahipliği yapan Mersin, arkeolojik açıdan zengin eserleri bünyesinde barındırıyordu çünkü. Kızkalesi, Korikos Kalesi, Cennet-Cehennem, Kanlı Divane, Adam Kayalar, Uzuncaburç, Üç Güzeller Mozaiği bunlardan bazılarıydı. Mersin Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Anabilim Dalı Profesörü Serra Durugönül’e göre Mersin, tarihsel yani kronolojik açıdan çok zengin bir kent olarak karşımıza çıkıyor. Kentin tarihi M.Ö. 7 bin yılına kadar dayanıyor. Koyun türünün ilk defa Yumuktepe’de evcilleştirildiği anlaşılıyor. Arkeolojik açıdan kentin tarihi Prehist...

Mersin Kenti ile ilk tanışma

Resim
Haziran 1955 yılında, 11 yaşında, tanıştığım İçel-Mersin kentinin yaşamımda önemli bir yeri vardır. İlkokul 3. ve 4. sınıfı okuduğum yıllarda aileme ekonomik katkıda bulunabilmek için simit sattığım, yaptığım burma tatlıları satabilmek için meydanlarına daldığım, açık hava sinemalarında gazozlar içtiğim, sahillerinde yüzdüğüm bu kent unutulmazlarım arasındadır. Aralıklarla da olsa, anamın 2014 yılında bu dünyadan ayrıldığı yıla kadar, yaklaşık 50 yıl, bağlantım olmuş. Bu bağlantı içinde Tarsus, Tarsus Karabucak Okaliptüs Orman Fidanlığı, Turan Emeksiz Ağaçlama Sahası, Adana, Silifke, Osmaniye ve Düziçi Yeşilköy de vardır. Portakal Çiçeği Mersin'i yazmak istedim. Her zaman olduğu gibi, zamanda geriye, 1955 yılına gittim. Mersin, Haziran 1955… 1800’lerin başında bir balıkçı köyü olan Mersin Tarsus’a, Tarsus da Adana’ya bağlı birer yerleşim birimiydiler. Bulgaristan Muhacirleri, köylülükten modern bir kente dönüşmeye başladığı bir dönemde geldik Mersin’e. 1830’lardan sonra, Ç...

Selanik'te 2025-2026 yılbaşı kutlaması

Resim
Yılbaşı gecesi Selanik adeta bir masal diyarına dönüşür. Şehrin her köşesi ışıl ışıl süslenir, sokaklarda neşeli kalabalıklar dolaşır. Denizin hafiften tuzlu esintisi, havai fişeklerin patlama sesleriyle karışır. Aristo Meydanı'ndaki devasa yılbaşı ağacı, göz kamaştırıcı ışıklarıyla insanı büyüler. Oysa Selanik'teki yılbaşı coşkusunun kalbi, hiç şüphesiz tavernalarda atar. Yunan müziğinin ritmi, lezzetli mezelerin kokusu ve dost sohbetleri, unutulmaz bir yılbaşı deneyimi için mükemmel bir kombinasyon sunar. Katıldığımız iki gece üç günlük Selanik, Kavala, Vodina, Porto Lagos turunda, 2025-2026 yılbaşı gecesini ünlü Selanik Tavernalarından birinde geçirdik. Amacımız yılbaşı menüsünden çok müzik ve eğlence coşkusunu yaşamaktı. Amacımız gerçekleşti, oldukça mutlu olduk. Selanik’te yılbaşı tavernalarında müzik seçimi, geleneksel, Rebetiko ve Laiko olarak bilinen Yunan halk ezgileri ile başlar, Sirtaki ve Hasapiko gibi dans parçalarıyla devam eder. Gece ilerledikçe Modern Pop, ...

Porto Lagos ve Aynoroz Manastırları

Resim
  1 Ocak 2026 Perşembe, Yunanistan Kavala-İpsala Sınır Kapısı rotasında, Kavala'nın 72 km doğusundaki yerleşim yerlerinden biri olan Porto Lagos, daha doğrusu Aynoroz Manastırlarından birinin yer aldığı Vistonido Gölü de, gezi programında yer alıyordu. Yaklaşık 2 saat sonra, Yunanistan’ın ikinci büyük gölü olan Vistonida Gölü üzerinde ahşap kazıklar üzerine oturtulmuş ahşap yollarla ulaşılan Agios Nikolaos ve Panagia Pantanassa Kiliseleri görüldü. Kiliseler, gölün üzerinde muhteşem manzarası ve sessizliği ile bizleri karşılamıştı. Karşımızdaki panorama inanılmazdı. Gölün güzelliğine mi, etraftaki flamingolara mı yoksa kiliseye mi bakacağınızı şaşırdık. Tur otobüsümüz park ettikten sonra çevresinde toplanan bizlere rehberimiz Erhan Bey, gördüklerimiz Aynoroz Manastırı'nın bir parçasıdır. Manastırın adını aldığı Aynoroz Yarımadası, Yunanistan'ın Halkidiki yarımadasından Ege Denizi'ne doğru uzanan 3 dar ve uzun yarımadanın en doğuda olanıdır. Onuncu yüzyılda dinsel...