Vodina ve Karagözler Destanı

 

Daha çok Edessa şelaleleriyle bilinen Vodina'nın dar sokaklarında yürürken, şelalelerin sesi ve hissettirdikleri kalbime dokunuyordu. Her evin penceresinden suyun şırıltısı duyuluyor, taş duvarların arasından geçen ince kanallar, geçmişin hikâyelerini fısıldıyordu.

Bir zamanlar bu sokaklarda bir değirmenci ailesi yaşardı. Baba, sabahın erken saatlerinde değirmeni çalıştırır, suyun gücüyle buğdayı una çevirirdi. Anne, avluda kiraz dallarını ayıklar, çocuklar ise şelalenin serinliğinde oynardı. Su, onların hem ekmeği hem neşesiydi.

Birden 1951 yılı ve öncesine, doğduğum köy Karagözler sokaklarına gittim. Bu sokaklarda bir çiftçi ailesi yaşardı. Baba tırpanla biçtiği buğdayları su değirmenine götürür, anne unundan ekmek yapardı. Çocuk da tozlu sokaklarında arkadaşlarıyla oynardı.

Karagözler sokakları yalnızca fiziksel bir yerleşim değil, aynı zamanda kolektif hafızanın taşıyıcısı olarak karşıma çıkar. Köy sokakları, Bulgaristan’daki Türk nüfusun tarihsel göç ve asimilasyon süreçlerinin izlerini taşır. 100 yıllık cami, sokakların merkezinde toplumsal ve dini hayatın odağı olur.

Vodina’nın çeşmeleri ile Karagözler’in sokakları aynı hafızayı taşır. Birinde su akar, diğerinde ayak izleri kalır. İkisinde de göç edenlerin hatırası mekânın dokusuna siner.

Yıllar geçti, göçler oldu, diller değişti. Ama değirmencinin küçük kızı ile çiftçinin küçük oğlu büyüdüğünde hep aynı sesi hatırladılar. Suyun hiç bitmeyen şarkısı ile Sakar Balkan fısıltıları.

Nerede olursa olsun, değirmencinin kızı bir çeşme başında durduğunda Edessa’nın şelaleleri gözlerinin önüne gelir, kalbi o eski günlerin sıcaklığıyla dolardı. Çiftçinin oğlu da Yeşilova Köyü'nde, Çukurova Pamuk tarlalarında Amanoslara baktığında Sakar Balkan'ı gördü.

Yapay Zeka tasarımı

Bugün Vodina'ya gelen bir yolcu, şelalelerin kenarında otururken, taşlara kazınmış bu hatırayı hissederken Karagözler'e uğrayan bir yolcu da 100 yıllık camide birikmiş olan hatıraları hisseder.

“Su akar, göç sürer, hafıza kalır. Şelalelerin şarkısı ile tarlaların fısıltısı birleşir, insanın yurdu, hatırasının sesidir.”

Bu destan, suyun sesiyle göçün izlerini birleştirir. Balkan’dan Çukurova’ya uzanan yol, şelalelerden pamuk tarlalarına, çeşmelerden camilere, göç edenlerin kalplerine kazınır. Akıncı944, bu hatırayı yazıya döker.

Yorumlar

  1. “Vodina ve Karagözler Destanı” sayfasındaki anlatı, suyun, göçün ve kolektif hafızanın nasıl iç içe geçtiğini çok katmanlı biçimde işliyor.

    YanıtlaSil
  2. Paylaşım, sadece tarihsel bilgi değil; aynı zamanda şiirsel bir hafıza aktarımı.

    YanıtlaSil
  3. Su sesi, göç hikâyesi ve ekmek kokusu, birlikte bir “kolektif destan” oluşturuyor.

    YanıtlaSil
  4. Bu destan, bireysel göç hikâyelerini toplumsal bir hafızaya dönüştürüyor.

    YanıtlaSil
  5. Bu paylaşım, Çukurova’dan Vodina’ya, Karagözler ’den Edessa’ya uzanan bir “su ve emek hattı” kuruyor.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

1912 Lozan Uşi Antlaşması ve 12 Adalar

Tarih ve Kültürü ile Selanik

Rodos'ta Birinci Gün