Antik Mersin Uray Caddesidir

Mersin1956…
Saat 06,30'da aldığım simitlerimi satıp, eve döndüm, babam amele pazarına gitmişti iş bulabilir miyim? Diye. Anam hastanedeydi. Kahvaltımı yaptıktan sonra, sazdan yapılmış barakamızı elden geldiğince topladım.
Komşu barakadaki Fatma Ninemi ziyaret ettikten sonra Mersin İl Halk Kütüphanesine gittim. İlkokul üçüncü sınıf öğrencisi olmuştum. Meraklı bir çocuk olarak, konakladığımız her il, ilçe ve köyleri tanımak istiyordum.
Bulduğum
kaynaklardan, Mersin'le ilgili olarak, yaklaşık 2 saat araştırma
yaptıktan sonra, Mersin'in sosyo-ekonomik hayatının başlangıç yeri Uray Caddesi üzerinden, Aziz Antuan Katolik Kilisesi önündeki Alman
İskelesi’ne uğradım.
İskele üzerinden denizi ve Uray Caddesi ekseninde yapılanmış olan bölgeyi ve kiliseyi gözledim uzun süre. İnşa edildiğinde deniz kıyısında olan kilise, 1930’lu yıllarda denizin doldurulması çalışmaları sonucunda, şu an denizden 300 metre kadar içeride bulunmaktaydı.
Eskiden Mersin limanına yanaşan gemilerin uzaktan ilk gördükleri yapı, Aziz Antuan Katolik Kilisesi çan kulesiydi. Bunun içindir ki liman inşa edilene kadar çan kulesinde deniz feneri bulunmaktaydı.
İl Halk Kütüphanesi’nde edindiklerimin yanı sıra iskeleden gördüklerim, Eski Mersin’in Uray Caddesi ekseni çevresinde yapılanmış olduğuydu.
Bir başka deyişle Uray Caddesi ve çevresi Eski Mersin idi…
Mersin’in ekonomik ve sosyal merkezi olan Uray Caddesi; ticari hayatın gelişmesini, cadde etrafındaki kurumları, kuruluşları ve işyerleri ile kucaklamıştı.
1900’lı yıllara doğru, Anadolu’nun güneyinde, Akdeniz kıyısında, bir bucak, diğer adıyla Mersin Mutasarrıflığı doğmuştu.
Göçlerle Mersin’e yerleşenler Kentleşmenin olmazsa olmazlarını süratle yerine getirmekteydiler.
Regma Gölü’nün bataklığa dönüşmesiyle birlikte Tarsus’un liman özelliğinin kaybetmesi üzerine gözler büyük bir liman olabilme özelliği gösteren Mersin Bucağına çevrilmişti.
1886’da Adana Mersin Demiryolunun açılması ile de Mersin’in bölgesel, ulusal ve uluslararası ticaret dünyasına açılması sağlanmıştı.
Aynı yıl Mersin Ticaret Odası’nın kurulması Çukurova’da bir ilkti. Ardından, 1896 yılında, 12 ülke Mersin’de temsilcilik ve konsolosluk açmıştı.
Böylelikle Mersin her inanç, etnik yapı ve farklı kökenden gelenlerle bir mozaik oluşturmuştu. Müslüman, Hristiyan, Yahudi, Türk, Arap, Kürt, Süryani, Ermeni, Beyrutlu, Niğdeli, Lazkiyeli, Girit kökenli, Çerkez’i, Nusayri’si, Maroni’ si, Alevi’siyle.
Ovalarındaki portakal çiçekleri kokusunun yanı sıra, Akdeniz rüzgarına eşlik eden balık ve yosun kokuları ile yaşam keyfi veren mahallelerini, evlerini, ibadethanelerini, ekmek teknelerini kurmaya başlamışlardı. Ahenkli bir topluluk oluşturmuşlardı.
Uray Caddesi’nin doğusunda, caddenin ortalarında 1898’de kurulmuş olan Latin Katolik Kilisesi, 1865’te yapımı tamamlanmış Eski Camii ile Ezan ve Çan seslerinin birlikte dinlendiği bu köy kasaba karışımı Mersin'de, dünya kardeşliği hüküm sürmekteydi.
Denizin içine yaklaşık 20 metre girmiş olan iskele ve çevresi Mersinlilerin plaj alanı olmuştu. Akdeniz’e uzanan taş, tuz ve gümrük adları ile anılan iskelelerinin hamalları, açıktaki gemilerden yük, yolcu taşıyan teknelerin tayfaları, tüccarlar, simsarlar kardeşlik ve barış içindeydiler.




Yorumlar
Yorum Gönder