Silifkeli Aya Tekla efsanesi
Bu paylaşım, sadece bir efsane anlatısı değil; aynı zamanda Silifke’nin çok katmanlı dini tarihini yansıtan bir parçadır. Pagan tapınaklarından Hristiyan kiliselerine dönüşüm, mucizevi aziz hikâyeleri ve mekânın kutsal kabul edilmesi, Anadolu’nun kültürel ve dini geçişlerini gözler önüne seriyor.
Gökyüzünün mavisiyle toprağın kızılı arasında, Konya’nın taş sokaklarında bir genç kız vardı, Thekla. Henüz on yedi yaşındaydı ve kalbi, Tarsuslu St. Pavlus ’un sözleriyle ateş gibi yanmıştı. O sözler, göğün derinliklerinden gelen bir çağrı gibiydi: “Hakikat ışığına yürü.” Thekla, bu ışığı taşımak için yola çıktı. Yalvaç’ın rüzgârları arasında, paganların putlarla süslü meydanlarında sesini yükseltti. Ama her söz, taş gibi sert kulaklara çarpıyor; her adım, tehditlerle çevriliyordu. Paganların öfkesi, gök gürültüsü gibi üstüne çöktü.
Bir gece, ay ışığıyla örtülü yolları izleyerek Silifke'ye kaçtı. Bu yolculukta, Göksu’nun serin nefesi ona rehber oldu. Dağların arasında bir mağara, taşların kalbinde gizlenmiş bir sığınak buldu. Orada dua etti, orada yaralıları şifalandırdı, orada mucizeler doğdu.
Ve bir gün… mağaranın derinliklerinde kayboldu. Ne bir çığlık, ne bir iz kaldı. Halk, onun göğe yükseldiğine inandı. O mağara artık bir sır değil, bir kutsal mekân oldu. Yüzyıllar boyunca insanlar oraya akın etti. Dualarını taşlara işledi, gözyaşlarını toprağa kattı. Sonra imparatorlar geldi, kiliseler yükseldi, surlar örüldü. Ama mağaranın kalbinde hâlâ Thekla ’nın nefesi vardı. Rüzgâr her estiğinde, sanki onun genç sesi duyuluyordu.
Meryemlik olarak da bilinen bölgedeki Aya Tekla Kilisesi, kent merkezinin yaklaşık 4 km güneyinde yer almaktadır. Yerli ve yabancı turistlerin ziyaretlerinin yanı sıra Hristiyan dinine mensup ziyaretçiler tarihsel dönemlerde olduğu gibi günümüzde de hac ibadetlerini gerçekleştirmek üzere bu mekânı ziyaret etmektedirler. Kutsal su ve tedavi uygulamalarıyla da ilişkilendirilen yer hakkında tarihte iki edebi eserde bahsedilmiştir.

20 Nisan 2015 Pazartesi, Silifke…
Silifke Kalesi ve üzerindeki muhteşem manzara, Silifke ve Göksu Deltası, bütün yorgunluğumu gidermişti. Programımda yer alan, Hristiyanlığın Anadolu'daki en önemli ve en eski biri olan Meryemlik Ören Yerine gitmeliydim. Tarsuslu Aziz Pavlus havarilerinden biri olan Aya Tekla Yeraltı Kilisesi Meryemlikteydi.
Rotamdaki Alpaslan Türkeş Bulvarı’na ulaştığımda Ayatekla Kilisesi ile ilgili herhangi bir levha ya da sokak adı göremediğimden, gözüme ilişen bir kahvehanedeki insanlardan yardım istiyorum. Yolu tarif ederken, yayan gideceğimi öğrendiklerinde, çok uzak olduğunu ve yolların da çok eğimli olduğunu vurguladılar. Vazgeçmedim, biraz da yolları şaşırarak, oldukça dik ve kıvrımlı yollarda zorlanarak, bir saatte Ayatekla Kilisesi’ne ulaştım.
Efsaneye göre, İsa Peygamber’in havarilerinden biri olan Tarsuslu Aziz Pavlus’ un vaazlarından etkilenen 17 yaşındaki Thekla kendini Hristiyanlık dinine adar. Konya ve Yalvaç’ta Hristiyanlığı yaymak için propaganda yaparken paganların (çok tanrılı dindarlar) baskılarına maruz kalır. Ölüm tehlikesi altındadır.
Öldürüleceğini öğrenen Tekla kaçıp Silifke’ye gelir ve bir yeraltı mağarasında saklanır. Sığındığı mağaradan yöredeki insanlara çok tanrılı dine karşı Hıristiyanlık inancını yayar. Efsanelere göre mucizeler yaratarak hastaları da iyileştirir.
Yine öldürüleceği bir sırada bu mağarada kaybolduğuna inanılır. Aya Tekla ’nın içinde yaşadığı mağara onun kayboluşundan sonra Hıristiyanlarca kutsal sayılmıştır.
Mağara, Hristiyanlık M.S. 313 yılında serbest bırakılıncaya kadar gizli bir ibadet yeri olarak kullanılmıştır. Bu mağara daha sonra 4. yüzyılda kiliseye dönüştürülmüş. Hıristiyanlığın resmen kabulünden sonraki dönemlerde birçok yapı ile bezenen Meryemlikte, Mağara Kilisesinden başka, bu mağaranın üzerinde bugün sadece apsisinin bir bölümü ayakta kalan Azize Tekla Kilisesi; imparator Zenon tarafından Aya Tekla’ ya ithafen yaptırılan kilise ile Kuzey Kilise; hamam, birçok sarnıç, mezarlıklar ve şehir suru kalıntıları günümüze kadar gelmiştir.

Yorumlar
Yorum Gönder