Çukurova’nın Mavi Kalbi: Seyhan’ın Peşinde

Güneş, Adana’nın üzerine tüm sıcaklığıyla doğarken, kendimi Seyhan Nehri’nin kıyısında, tarihin ve doğanın kucaklaştığı o büyülü noktada buldum. 

Saat kulesinin gölgesinden geçip Sinanpaşa Asma Köprüsü’ne doğru yürürken, ayaklarımın altındaki nehir sadece bir su kütlesi değil, koca bir coğrafyanın can damarı gibi akıyordu.

Köprünün ortasında durup aşağıya baktığımda, Seyhan’ın 560 kilometrelik uzun yolculuğunu hayal ettim. Maraş Elbistan havzasını kuşatan dağlardan kaynağını alan Ceyhan Nehri, büyük bir yarma vadi ile Kahramanmaraş düzlüğüne ulaşır ve Osmaniye yakınlarında Çukurova’ya girer. İskenderun Körfezi’nin batısında, Yumurtalık yakınlarında Akdeniz’e dökülür.

Toroslar’ın sert kayalıklarından süzülüp Çukurova’nın bereketli topraklarına ulaştığında, o hırçın dağ suyu gitmiş, yerine şehre huzur veren dingin bir dev gelmişti.

Köprüyü geçip Merkez Park’a adım attığımda bir an duraksadım. Burası bir yeryüzü cenneti gibiydi. Tertemiz yolları, bakımlı ağaçları ve nehrin aynasında yansıyan yeşiliyle sanki Adana’da değil de İstanbul Boğazı’nın en zarif köşelerinden birindeydim. 

Nehrin karşı kıyısında yükselen Sabancı Merkez Camii’nin heybetli silueti suya vuruyor, ortaya Hollywood filmlerini kıskandıracak masalsı bir manzara çıkarıyordu.

Biraz daha kuzeye, nehrin şehre taşmasını engelleyen o büyük mühendislik harikasına, Seyhan Baraj Gölü’ne doğru ilerledim. 1953’te ilk kazmanın vurulduğu, 1956’da ise suların tutulmaya başlandığı bu devasa göl, Adana’ya deniz görünümlü bir şehir kimliği kazandırmıştı. 

Kıyıda antrenman yapan kürek sporcularını izlerken, bu suların sadece elektrik üretmediğini, aynı zamanda koca bir ovanın "beyaz altını'' olan pamuğa can verdiğini düşündüm.

Gölün yüzeyindeki hafif rüzgâr, rüzgâr sörfü yapanların yelkenlerini doldururken; bu suların altında yatan bereket, 175 bin hektarlık devasa bir alanı suluyordu. 2006’da yaban hayatı koruma sahası ilan edilen bu havza, sadece insanların değil, göçmen kuşların ve balıkların da sığınağı olmuştu.

Günün sonunda nehir, Tarsus Çayı ile el ele verip Deli Burnu’ndan Akdeniz’e dökülmek üzere şehirden uzaklaşırken; arkasında pamuk tarlalarını, devasa hidroelektrik santrallerini ve huzur dolu bir şehir manzarasını bırakıyordu. Seyhan, Adana için sadece bir nehir değildi; o, bu toprakların geçmişi, bugünü ve sonsuza dek akacak olan hikâyesiydi.

14 Nisan 2012 Cumartesi, Adana...

Adana’nın kuzeyinde gerçekleştirilmekte olan yeni Adana, haberler ve belgesel nitelikli görsel yapımlarda ilgimi çekmişti. Adana’nın eski simgesi Taş Köprü ile yeni simgesi Sabancı Merkez Camisinin yanı sıra Seyhan Nehri ve baraj gölünü görmek istiyordum.

14 Nisan 2012 Cumartesi günü, havanın güzel ve güneşli olmasını fırsat bilerek, Mersin’den Adana’ya geldim. Önce İnönü Parkı’nı ziyaret edip, Kennedy Köprüsünün bulunduğu yere ulaştım. Hacı Ömer Sabancı Kültür Merkezi'nin karşısındaki parktan, fotoğraflar çekerek Seyhan Nehri’nin kıyısına indim. Kıyıda ilerleyerek, uygun gördüğüm yerlerden Taş Köprü’nün fotoğraflarını çekerek yürüyüşümü sürdürdüm. 

Taş Köprüde ‘’Taş Köprü Etkinlikleri’’ vardı. Köprüden diğer kıyıya, Yüreğir İlçesi bölgesine geçerek Hilton Otele ulaştım. Otelin yanından yürüyerek, Sabancı Merkez Camisi’nin tam karşısındaki parka ulaştım. Merkez Camii ve sudaki yansımaları muhteşemdi. Bu görünüm fotoğraf karelerinde yerini aldı. 
Yaklaşık bir kilometre yürüdükten sonra saat kulesi ile karşısındaki asma köprüye, Sinanpaşa Köprüsü'ne ulaştım. Sinanpaşa Asma Köprüsü beni İstanbul Boğazı’ndaki köprülere ve boğazın muhteşem güzelliklerine götürdü. 

Seyhan Nehri; kaynakları Toros Dağları platoları olup, Akdeniz’e dökülen 4 nehirden biridir. Bu 4 nehirden biri olan Aksu, kaynağını Isparta yakınlarından alır ve Antalya Körfezi’ne dökülür. Taşeli Platosunun kuzeyinden kaynaklarını alan Göksu Nehri iki büyük kolunu Mut yakınlarında aldıktan sonra Silifke Ovası’ndan Akdeniz’e ulaşır.

Maraş Elbistan havzasını kuşatan dağlardan kaynağını alan Ceyhan Nehri, büyük bir yarma vadi ile Kahramanmaraş düzlüğüne ulaşır ve Osmaniye yakınlarında Çukurova’ya girer. İskenderun Körfezi’nin batısında, Yumurtalık yakınlarında Akdeniz’e dökülür

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Tarih ve Kültürü ile Selanik

Endülüs Emevî Devleti Başkenti Kurtuba

Sömbeki (Simi) izlenimleri 1