Masalsı bir Fransız Köyü Mougins

Bir zamanlar, Akdeniz’in turkuaz sularının bittiği ve gümüş yapraklı zeytin ağaçlarının başladığı yerde, gökyüzüne komşu bir tepe varmış. Bu tepenin zirvesinde, adı Mougins olan, tıpkı bir devin düşürdüğü sihirli bir salyangoz kabuğu gibi kıvrıla kıvrıla yükselen bir köy yaşarmış.

Bu köyün sokakları o kadar dar ve gizemliymiş ki, her köşeyi döndüğünüzde rüzgar size eski zamanlardan kalma bir fısıltı getirirmiş. Köyün taş duvarları, güneşin altında altın gibi parlar; pencerelerinden sarkan sardunyalar, yoldan geçenlere selam verirmiş.

Günlerden bir gün, dünyanın en büyük renk ustalarından biri olan İhtiyar Ressam Pablo, sahillerin gürültüsünden yorulup bu sessiz tepeye sığınmış. Yanında fırçalarını ve bitmek bilmeyen hayallerini getirmiş. Köyün en yüksek noktasındaki malikanesine çekilmiş ve son nefesine kadar o tepedeki ışığı tuvaline hapsetmiş. Derler ki, Mougins’in gökyüzü o kadar berraktır ki, Ressam Pablo her fırça darbesinde yıldızları biraz daha yere indirmiştir. 

Ama bu masal sadece renklerden ibaret değilmiş; köyün havasında her zaman iştah kabartan, büyüleyici bir koku varmış. Köyün bilgeleri, toprağın sunduğu zeytinyağını, taze kekikleri ve güneşin olgunlaştırdığı sebzeleri sihirli kazanlarda birleştirir, adına "Güneşin Mutfağı" derlermiş. Bu kokuyu duyan krallar, kraliçeler ve gezginler, sırf o bir lokma huzuru tatmak için dünyanın öbür ucundan bu tepeye tırmanırlarmış. 

Mougins, zamanın akmayı unuttuğu bir yerdir. Orada saatler tiktak yapmaz; sadece rüzgarın yapraklar arasındaki hışırtısı ve bir sanatçının tuvaline vuran fırça sesi duyulur. Eğer bir gün yolun o sihirli salyangoz kabuğu sokaklara düşerse, dur ve derin bir nefes al; çünkü orada sadece bir köyü değil, Akdeniz’in kalbinde saklı bir sanat rüyasını soluyacaksın.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Endülüs Emevî Devleti Başkenti Kurtuba

Tarih ve Kültürü ile Selanik

Bir tatlı huzur mekânı Kalamış