Cote D'Azur'un Antik Köyleri
6 Haziran 2016 Pazartesi, Cote D’Azur…
Mavinin bin bir tonunun Akdeniz’in gümüş kumlarıyla seviştiği o kadim topraklarda, 2015 yılının Mayıs ayında, Cote D’Azur denilen bir rüya diyarında, Melekler Koyundaki Villeneuve Loubet'te bulduk kendimizi. Babil'in Asma Bahçelerini andıran bu diyar ki; güneşin her sabah altın bir kalkan gibi yükseldiği, rüzgârın lavanta ve yasemin kokularını tepelerden kıyıya bir muştu gibi taşıdığı kutsal bir gezi durağı.
Villeneuve Loubet’te üçüncü günümüz. Güney Fransa'nın Mavi Kıyıları olarak bilinen Cote D'Azur kıyılarını gezdik geçtiğimiz üç gün içinde. Sıkı bir kahvaltı yaptıktan sonra resepsiyona iniyoruz. Programımızda Cote D’Azur’un iç bölgelerinde, Loup Nehri çevresinde yer alan Antik Köyleri görmek var…
Görkemli lavanta tarlaları ve muhteşem kanyon manzaraları eşliğinde, deniz seviyesinden 500 metre ile 700 metre yükseklerde, Orta Çağ kale köylerinde zamanın durduğu hatta yüzlerce yıl geriye gittiği sakin yaşam, sonsuz bir lezzet zenginliği, yürekleri okşayan soylu mirasların bulunduğu Provence’ın masalsı bir ruhu var. Gezimizde bu ruhu biz de yakaladık.
Cezanne, Picasso ve diğer ünlü sanatçılara ve tasarımcılara ilham vermiş Grasse, Gourdon, Tourette sur Loup, Saint Paul de Vence gibi yerleşkelerin bulunduğu Provence yollarında, köylerinde, kasabalarında, pazarlarında, kafelerinde, restoranlarında sanki zamanda asılı kalmış, bazen de yüzlerce yıl geriye gitmiş epik bir güzelliğe yolculuk yapar gibi hissettik kendimizi.
Lavanta tarlalarının mor dalgalarıyla başlayan yolculuğumuz, kanyonların derin nefesiyle birleşti. Provence’ın masalsı ruhu, zamanın zincirlerini kırarak bizi yüzlerce yıl geriye taşıdı. Bu topraklarda, taş duvarların gölgesinde, şarap ve ekmek kokusunun arasında, insan kalbinin en eski şarkısı yankılanıyordu.
Kokuların Başkenti Grasse
Alplerin eteklerinde doğan Grasse, sıradan bir kasabadan dünyanın parfüm başkentine dönüşmüş. Deri kokusunu bastırmak için başlayan arayış, gülün, yaseminin, portakal çiçeğinin ve lavantanın büyülü esanslarına evrilmiş. Galimard ve Fragonard’ın mirası, kokuya ruh veren bir sanat olmuş. Burada her şişe parfüm, Provence’ın (Deniz Alplerinin) sonsuz bahçelerinden koparılmış bir destan parçasıydı.
Kartal Yuvası Gourdon
961’den beri kayaların zirvesinde duran Gourdon, göğe uzanan bir kartal yuvası gibi. Bal rengi taş evleri, St. Pierre Kilisesi ve Cheteau de Gourdon’un surları, yüzyılların sessiz bekçileri. Burada rüzgâr, vadilerin derinliğinde eski savaşların ve aşkların hikâyelerini fısıldıyordu.
Menekşe Şehri Tourrettes sur Loup
Romanesk surların ardında menekşelerin mor büyüsü… Violet çiçeği reçel olmuş, şerbet olmuş, festival olmuş. Mart aylarında köy, mor bir rüya gibi şenleniyor. Sanatçılar, şairler ve ressamlar bu köyü keşfettiğinde, menekşelerin kokusu onların eserlerine de sinmiş. Her sokak, bir şiir dizesi gibi ağır ağır akıyordu.
Sanatın Kalesi Saint Paul de Vence
Surlarla çevrili bu kasaba, yüzyıllar boyunca savaşların ve aşkların sahnesi olmuş. 20. yüzyılda ise sanatçıların mabedi haline gelmiş. Chagall burada 20 yıl yaşamış, Picasso ve Matisse burada eserler yaratmış. Sartre ve Simone de Beauvoir, sokaklarında tartışmış. Maeght Vakfı, çağdaş sanatın tapınağına dönüşmüş. Saint Paul de Vence, taş duvarlarıyla değil, sanatla örülmüş bir destandı
Sonuç olarak
Cote d’Azur’un antik köyleri, yalnızca taş ve toprak değil; kokuların, renklerin, sanatın ve insan ruhunun birleştiği bir destandır. Grasse’ın kokuları, Gourdon’un kartal yuvası, Tourrettes’in menekşeleri ve Saint Paul de Vence’in sanat dolu sokakları, Provence’ın masalsı ruhunu bir sergi-panorama gibi gözler önüne seriyor.
Yorumlar
Yorum Gönder