İnanç Merkezi Tarsus ve St. Paulus
.png)
Tarsus ve Aziz Paulus (St. Pavlus), hem Hristiyanlık tarihi hem de Anadolu'nun kültürel mirası açısından ayrılmaz bir bütündür. Tarsus, Hristiyanlığın kurucularından Aziz Pavlus’un doğduğu kent olarak da önem taşır.
Hristiyanlığın yayılmasında Hz. İsa’dan sonraki en önemli figür kabul edilen Aziz Pavlus, M.S. 5-10 yılları arasında, Tarsuslu bir Yahudi ailesinin çocuğu olarak doğmuş, ancak aynı zamanda "Roma Vatandaşı" statüsüne sahip olmuştur. Bu çift kimliği, müjdeci (misyoner) olarak Roma İmparatorluğu içinde rahatça seyahat etmesini sağlamıştır.
Tarsus o dönemde Atina ve İskenderiye ile yarışan bir felsefe ve bilim merkeziydi. Paulus burada iyi bir eğitim almış, daha sonra yerel bir zanaat olan çadırcılığı öğrenmiştir. Özetle Tarsus, Aziz Paulus'un entelektüel ve dini temellerinin atıldığı yer olması sebebiyle, Hristiyan teolojisinin doğduğu şehirlerden biri olarak kabul edilir.
Vatikan tarafından 2008-2009 yıllarının "St. Paul Yılı" ilan edilmesiyle Tarsus dünya çapında bir ilgi odağı haline gelmiştir. Şehir, sadece Hristiyanlar için değil, aynı zamanda Ashab-ı Kehf (Yedi Uyurlar) mağarasına ev sahipliği yapması nedeniyle Müslümanlar için de kutsal kabul edilen çok katmanlı bir inanç merkezidir.
.jpg)

.jpg)
M.S 4. yüzyılda, İmparator Konstantin tarafından Hristiyanlığın resmen tanınmasıyla dini baskılar sona ermiş, kiliseler yaygınlaşmaya başlamıştır. M.S 5. yüzyıldan itibaren de St. Paul adına çok sayıda kilise yapılmıştır. Çünkü, Saint Paulus (Sen Pol), Hristiyan dünyasında, belki de, Hz. İsa’dan sonra, Hristiyanlığın yayılması için en çok çaba gösteren din adamlarından biridir. Bu kiliselerden bir kaç tanesi de Aziz Paul’un doğum yeri olan Tarsus’ta yapılmıştır.
Bu kiliselerden yalnız biri günümüze kadar ulaşabilmiştir. Şehrin güneyinde Ulu Cami Semtinde bulunan ve Aziz Paul a adanan bu kilisenin, M.S. 11-12. Yüzyıllarda inşa edildiği tahmin edilmektedir. 1993 yılında koruma altına alınmış ve Anıt Müze olarak açılmıştır.
Hristiyanların Kâbe'si durumundaki Aziz Paul Anıt Müzesi, son yıllarda Alman Hristiyan Demokratlarının odaklandığı, sık sık ziyaret ettikleri bir yer haline gelmiştir. Anıt müze statüsündeki kilisenin müze olmaktan çıkarılıp, kilise olarak kullanılması talebi Alman siyasetçilerin de gündeminde yer almıştır.
1992-93 yıllarında Aziz Paul Kilisesi’nde, Vatikan tarafından ''Aziz Paul Sempozyumu ve Ayini'' düzenlenmişti. 2008-2009 yılında da, Vatikan tarafından, St. Paul Yılı ilan edilmesi nedeniyle Tarsus dünyanın dört bir yanından Hristiyanların akınına uğramıştı.
Müzenin asıl girişi batıdaki revaklı bölümden sağlanmaktadır. Oldukça sade bir mimari tarzı yansıtırken, iç süslemelerinde belki de yerli bir kaç ressamın boyadığı resimler yer almaktadır. Tavanda Hz. İsa, Yuhanna, Matta, Luca ve Marcos’un freskleri ve “İlahi Göz” tavanın merkezinde yer almaktadır.
Apsisin üzerinde bulunan daire şeklindeki ışıklıkların her iki yanında ise melekler tasvir edilmiştir. Doğu bölümünde oval bir çıkıntı oluşturan apsisin üzerinde ise yarım daire şeklinde üç kubbe yer alır. Yapının kuzeydoğu köşesinde ise çan kulesi bulunmaktadır.
Hristiyanlık Tarsus’a çok erken dönemde girmiş. Hristiyanlığı ilk seçenler ise kentin köklü Yahudi cemaatine mensup kişilerdir. Aziz Paulus da, yaşamının ilk döneminde Saul isimli bir Yahudi olarak biliniyor. M.S. 10 yılında doğduğu sanılıyor.
Ailesinin Tarsus’ta yaşadığı yıllar, kentte sosyal ve ekonomik bir yeniden yapılanmanın sürdüğü ve Romalı olmayan halka, para karşılığında Roma yurttaşlığı sağlandığı yıllar. Paulus’un ailesi de Roma yurttaşlığını bu sayede elde eder. Sağlanan çifte vatandaşlık Roma sınırları içinde rahat dolaşmasını sağlamıştır.
Günümüzde, Mersin Uluslararası Müzik Festivali etkinliklerinin bazıları Aziz Paul Anıt Müzesinde yapılmıştır. Nitekim; 10. Mersin Uluslararası Müzik Festivali 14 Mayıs 2011 Cumartesi günü Tarsus St. Paul Anıt Müzesi’nde gerçekleştirilen “Prag Solistleri” isimli eşsiz bir konsere ev sahipliği yaptı.
.jpg)
Gemini şunu dedi:
YanıtlaSilTarsus, antik çağlardan günümüze kadar farklı medeniyetlerin ve inançların kesişme noktası olmuş, Anadolu'nun en köklü yerleşim yerlerinden biridir. Özellikle Hristiyan dünyası için bu şehri vazgeçilmez kılan en önemli unsur, İsa’nın öğretilerini yayan en etkili figürlerden biri olan Aziz Paulus’un (St. Paul) burada doğmuş olmasıdır.
Tarsuslu Paulus (Saul), Yahudi bir aileden gelen bir Roma vatandaşıydı. İlk başlarda Hristiyanlığa karşı sert bir tutum sergilese de, Şam yolunda yaşadığı vizyon sonrası din değiştirmiş ve Hristiyanlığı Yahudi sınırlarının dışına çıkarıp "milletlerin havarisi" olmuştur.
YanıtlaSilTarsus, Vatikan tarafından ilan edilen "Paulus Yılı" (2008-2009) gibi özel dönemlerde küresel çapta bir çekim merkezi haline gelmiştir.
YanıtlaSil