Pablo Picasso'nun köyü Mougins

Cannes’ın o pırıltılı sahilinden ayrılıp tepelere doğru tırmandığımızda; zamanın yavaşladığı, çam kokularının havayı sardığı bir yer, bir haftalık konaklama yerimiz Mougins karşıladı bizi. Arkasındaki tepede, ki bir zamanlar Roma gözetleme tepesiydi, Village de Mougins yer alıyordu.
Pablo Picasso köyü olarak da ünlenmiş olan Antik Köyün hikayesine gelince, köy sadece taştan evlerden değil, o evlerin duvarlarına sinmiş sanat ve lezzet tutkusundan oluşmaktadır.
Cannes Körfezi'nin, Lerins Adaları'nın, Grasse'ın ve çevredeki tepe köylerinin panoramik manzarasına hakim olan Mougins’in o büyüleyici hikayesine gelince;
.png)
Mougins’in hikayesi sadece tuvalle değil, mutfakla da yazıldı. 1970’li yıllarda efsanevi şef Roger Verge, burada meşhur Moulin de Mougins restoranını açtı. Verge, Fransız mutfağını "Güneşin Mutfağı" (Cuisine du Soleil) konseptiyle sadeleştirdi ve zeytinyağı ile taze otları yıldızlaştırdı. O günden sonra bu küçük köy, dünyanın dört bir yanından gurmelerin akın ettiği bir gastronomi başkentine dönüştü. Bugün bile her yıl düzenlenen "Les Etoiles de Mougins" (Mougins Yıldızları) festivali, bu mirası yaşatmaya devam ediyor.

Köyün fiziksel yapısı bile bir masalı andırır. Orta Çağ’da savunma amaçlı kurulan köy, yukarıdan bakıldığında bir salyangoz kabuğu gibi spiral bir yapıda inşa edilmiştir. Bu dairesel sokaklar, sizi fark etmeden merkeze, yani köy meydanına çeker. Her köşeyi döndüğünüzde karşınıza çıkan küçük sanat galerileri, atölyeler ve çiçeklerle donatılmış pencereler, Mougins’in neden bir "müze köy" olarak anıldığını kanıtlar niteliktedir.
Cannes'ın o hareketli sahilinden sonra, Mougins'in bu dingin ve sanatsal ruhu insana bambaşka bir perspektif kazandırıyor.






Yorumlar
Yorum Gönder